Ayça Akın Yaşam Koçu
Uzman İle Yazılı Destek Ücreti
Yazılı Destek Ücreti 50 TL dir.
Konu çözüme kavuşuncaya kadar Uzman ile Mesajlaşırsınız.
Söz konusu ücret sadece 1 kez tahsil edilir.
Uzman Online olmasa da rahatlıkla soru sorabilirsiniz. Uzman e-posta ve telefon yoluyla uyarılır.
Uzman her yanıt verdiğinde e-posta adresinize uyarı mesajı gelir. Böylece sistemde beklemeniz gerekmez.
Uzmanlarımız sorularınıza en hızlı ve en doğru cevapları verebilmek için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Bu süre en fazla 24-48 saat sürebilir. Pazar günleri bu süreye dahil değildir.
Geri

HAYATI YÜKSEK SESLE YAŞAMALI
İnsanları küçük sürprizlerle mutlu etmek hoşuma gidiyor. Geçtiğimiz günlerde aylık kitap alışverişimi yaparken bir arkadaşımada kitap aldım hediye etmek için. Daha öncede bir kaç kez yapmıştım. Adresine kargoladım. Kitap eline ulaştıktan sonra beni şaşkına çeviren bir telefon aldım. 

“Neden bunu yapıyorsun?” diye sordu bana.

Şaşırdım. Şaşkınlığımı bir kenara bırakarak biraz derine inmek istedim. 

“Neden korkuyorsun?” diye sordum.

Cevap veremedi.

Aslında bir cevabı vardı fakat dile getiremiyordu. Kafasındakini kelimelee döken ben oldum.

“Bir insan, bir insana sebepsiz yere bir armağan alıyorsa bir amacı vardır değil mi, ya ondan hoşlanıyordur ya da işi düştüğü için zemin hazırlıyordur ya da onu kendine bağlamak istediği için izlediği şeytanca yollardan biridir. Senin aklından hangisi geçiyor?” 

Yine sustu.

Sözlerime devam ettim.

“Haklısın aslında, bu zamanda kimse kimseye nedensiz bir şey yapmıyor değil mi?“

“Evet” dedi.

Ben telefonu üzüntüyle kapattım.

Öğretilmişliklerimizden dolayı bilinçaltımızda yatan kalıplar bizi korku bulutunun içinde hapsediyor.

Güzel olanın tadını çıkarma, güzel olan hisleri hissetmek için kendimize izin vermiyoruz. Kısaca kendimizi güzel olandan yine kendimiz mahrum ediyoruz.

Hayatı kolaylaştırmak varken zorlaştırıyor., korkularımızdan dolayı duygularımızı frenliyor böylece hayatı ve etrafımızdakileri kaçırıyoruz.

Hayatı yüksek sesle yaşamak yerine, alçak tınılarla yaşıyor böylece az şekerli tadında bir hayat sürüyoruz, daha doğrusu sürmeyi seçiyoruz.

Benim yerimde başkası olsa bu telefon görüşmesi ve böyle bir soru üstüne eminim sinirlenir,

“aaa, nanköre bak” deyip verip veriştirerek tribin en babasını yapardı.

Bunu yapanlar vermenin mutluğundan kendilerini mahrum etmekle kalmıyor, bir insanın yüzündeki tebessüme sebep olmanın hazzından da kendilerini mahrum ediyorlar.

Aynı şeyi yapmaya devam ettim, ediyorum. Arkadaşım bir zihinsel kalıbını yıktı. “Karşılıksız vermek” diye bir şeyin var olduğunu, hissetmemenin kendi ruhuna yaptığı en büyük kötülüklerden olduğunu fark etti.

Hayat hissettiğinde güzel. Hayatın tadı hissetiğinde çıkıyor ve ruhuna kulak verip hislerini özgürce hissedebildiğinde hayat senin oluyor.

Etrafında ki insanlara bak, ne kadar çok korkan ve frenli yaşayan insanlar var.

Mutluluğumuzu paylaşmaktan korkuyoruz çünkü nazara gelmekten korkuyoruz.

Sevmekten korkuyoruz çünkü karşımızdakinin değişeceğinden korkuyoruz.

Karar vermekten korkuyoruz çünkü hata yapmaktan korkuyoruz.

Gerçeklerden korkuyoruz çünkü değişimden korkuyoruz.

İfade etmekten korkuyoruz çünkü onaylanmamaktan korkuyoruz.

Tüm bu ve nice korkularımızdan dolayı ruhun benzini olan “hissetmeyi” unutuyoruz.

Hayatı yüksek sesle yaşamalı, her hissi iliklierimzde hisssetmeli ve bunu yansıtmaktan korkmamalı.

Mutlu olmak ya da mutlu etmek için sebeplere gerek yok bunu beynimize kazımalı.

Mutlu eden mutlu etmenin, mutlu edilen mutlu edilmenin tadını çıkarmalı.

Sevgilerimle
Ayça Akın
www.aycaakin.com
www.facebook.com/aycaakinofficial
www.twitter.com/aycakn
www.instagram.com/aycakn
 

2015-01-03